Mansur Bildik Kurier Zeitung Haberleri

KURIER GAZETESİ, 9 Ekim 2006, Pazartesi

GÖÇMENLERİN YAŞAMI: Göçmenler çoğunlukla bir ikilem içinde. Düşünceleri hem eski hem de yeni vatanlarının izlerini taşır.

"İki dünyadan da vazgeçmek istemiyorum"
Haber: Johannes WOLF

İnsanlarının ülkelerini terk etmelerinin türlü türlü nedenleri var. Politik karmaşalar, savaşlar, güç durumlara düşme büyük göç dalgalarının en önemli nedenlerini oluşturmuştur.

Avusturya’nın bir göçmen ülkesini olduğunu tarih gösterir. Fakat bir çok göçmene daima fırsatların en iyileri çıkmaz. Değişik aralıklarla KURIER her şeye rağmen sosyal bir yükselme gösteren ve diger bir çoğunu temsil eden göçmenlerin portrelerini yayınlamakta. Güzel bir düş: Viyana Filarmoni orkestrası gibi bir orkestra konser vermektedir ve solist olarak bir saz sanatçısı çıkar sahneye. Mansur Bildik tarafından severek üstlenebilecek bir bölümdür bu. Böylelike Türk Halk Müziğinin tipik bir çalgısı olan sazı Avrupa’da tanıtma hedefine bir büyük adım daha atmış olurdu 57 yaşındaki müzisyen.

Sazın virtiözü olan, 26 yıldır Viyana’da yaşayan müzik ustası bu düş gerçekleşmeden de bu müzik aletinin tanıtımına çok katkısı oldu. Kendisini tipik Türk müzisyeni olarak değil evrensel müzisyen olarak tanımlayan Mansur Bildik Viyana’ya geldiğinde hiç de mutlu olmamıştı aslında.

Kökler

Türkiye’nin doğusunda bulunan Tunceli’de sekiz nüfuslu bir ailenin ferdi olarak büyür ve babasından saz çalmayı öğrenir. On iki yaşındayken babasını kaybeder, sonrasında otellerde bavul taşıyıcısı olarak çalışmak zorunda kalır. Amcalarından biri onu Adana’ya yanına alır ve onu müziğe devam etmesi konusunda destekler. Bir öğretmeni onu İstanbul’a arkadaşlarının yanına profesyonellerle müzik yapması için gönderir. Yaşantısını beğenmeyen ağabeyinden kaçış onu İzmir’e getirir. Orada büyük saz ustası Yılmaz İpek’le karşılaşır, ondan sadece ders almakla kalmaz aynı zamanda müzik aletleri atölyesinde de çalışma olanağı bulur.

"Kardeş gibi olduk" diye anımsıyor o günleri Mansur. Her gün sanat otoriteleri ile tanışır ve Türk Radyo ve Televizyon Kurumunun orkestrası ile bağlantı kurar ve 1975 yılında buraya alınma sınavını başarı ile verir: „ Güzel bir yaşamdı sürdürdüğüm. Ticari bir şey yapmak zorunda değildim“. Sonrasında Türkiye’de bir çok konsere katılır. 1976’dan itibaren Avusturya’dan İngiltere’ye kadar tüm batı Avrupa’da turneler vardır hayatında. "Dornbirn’de bir Türk kızı ile tanıştım" diye anlatıyor Bildik. Zengin bir Türk iş adamının kalıcı olarak onu Londra’ya daveti sonuçsuz kalınca Mansur Nürnberg’te takılır kalır. "Avusturya’da bir nişanlın var. Büyük bir kadın sanatçının Viyana konseri için sana ihtiyacımız var" diye haber gönderir bir konser organizatörü. Mansur daveti kabul eder ve gelir. „ O günden bu yana buradayım. Evlendim, ama başka bir kızla!“ Bir süre sonra şehri tanır Mansur. "Kendimi şehrin tarihine ve batı müziğine verdim". 1984 yılında Mansur saz dersleri vermek için Franz Schubert Konservatoryumuna davet edilir. "İşte o zaman polis benim müzisyen olduğuma inanmıştı". Dernek Dokuz yıl sonrası.. Mansur artık Avusturya vatandaşı evli ve iki çocuk babasıdır. Ders verebilmek için, çünkü "45 dakikalık bir ders saatinde saz bir gelişmeye imkan vermemektir- bir saz derneği kurar. Bu Mansur’un on iki yıldan sonra Schubert Konservatoryumunu terk etmesinin nedeni olur. Bu gün pratikte "hiç de kolay olmayan bir biçimde" sadece müzikle geçinmektedir. Konserlerindeki dinleyicilerinin çoğu Avusturyalı’dır Mansur’un. Yabancı düşmanlığına ilişkin kötü deneyimleri ise her zaman mevcuttur: "Böyle birisine, daha kibar olmasını gerektiğini aksi takdirde müziğin bu güzel dünya kentine uymadığını söylüyorum". Düşence dünyası ikiye bölünmüş Mansur’un: "Söz konusu olan kibarlıksa, insansa doğulu gibi, düzenlilik, dakiklik, gerçeklik ise batılı gibi düşünürüm."

( Tercüme: Cahit Sarıaltın - Viyana)


-2-